Xinhua muhabiri Shadati

TAHRAN, 4 Mart (Xinhua) -- Gökyüzünde kuyruklu yıldız gibi kayan füzeler karanlığı parçalayarak aşağı süzülüyor ve adeta geceyi ürküten bir güçle infilak ediyordu. Patlamaların şiddetinden gökyüzü sanki parçalanacaktı. Pencereler titriyor, duvarlar sarsılıyordu. Bir an kaldığım binaya da roket isabet ettiğini sandım.

Yıllardır yaşadığım ve çalıştığım kent olan Tahran, pazar akşam üstü saat 20.30'da bir kez daha ABD ve İsrail'in saldırısı altında sarsılmaya başlamıştı.

Gün boyunca patlamalar dalgalar halinde yayıldı. Pencereyi araladığımda hemencecik içeri dolan kavrulmuş metal kokusu ve toz gözlerimi yaşartacak kadar keskindi.

İran: Hürmüz Boğazı'ndan petrol ihracatına izin vermeyeceğiz
İran: Hürmüz Boğazı'ndan petrol ihracatına izin vermeyeceğiz
İçeriği Görüntüle

Yukarıda İsrail'in savaş uçakları acı bir gürültüyle gökyüzünde dolaşıyor, İran'ın hava savunma sistemleri, keskin ve şiddetli atışlarla karşılık vermeye çalışıyor ve iki ses korkunç bir saldırı ve karşı koyma döngüsü içinde birbirine karışıyordu.

Washington ve Tahran daha birkaç gün önce Cenevre'de nükleer müzakerelerin üçüncü turunu tamamlamış, hatta bir sonraki turu da takvime almıştı.

İranlı müzakereciler 'iyi ilerleme' kaydedildiğinden bahsediyordu. Tam da İranlılar, en sonunda ABD'nin yıllardır uyguladığı yaptırımların ekonomik yükünü hafifletecek olası bir açılımı hevesle beklerken, bunun yerine üzerlerine ABD'nin bombaları yağmaya başladı.

Başlangıçta Tahran'da hiçbir panik ibaresi yoktu. Ne de olsa bu kent daha önce de düşmanlarıyla yüzleşmişti. Geçtiğimiz haziranda '12 gün savaşları' denilen saldırılarda birçok üst düzey İranlı yetkili öldürülmüş ve ülkenin nükleer tesisleri bombalanmıştı.

Bu son saldırı şiddeti artmış da olsa ilk başlarda üç aşağı beş yukarı önceki saldırı gibi olacak izlenimi veriyordu.

Tahran'ın merkezindeki caddelerde trafik yine her zamanki gibi akıyor, mahalle kahvehanelerinde koltuklarına yaslanmış insanlar kahvelerini yudumlarken siyasetten konuşuyordu.

Saldırıların başladığı gün buralardaki bir arkadaşım, 'Korkma kardeşim. Bu her an beklenen bir şeydi' diye mesaj attı.

Ancak pazar günü sabahın erken saatlerinde resmi kanallar İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in saldırılarda öldürüldüğünü doğruladı. Asıl şok işte o zaman yaşandı.

Cumartesi günü ise İran'ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletinde bir kız okulu İsrail ve ABD saldırılarında bombalanmış ve en az 165 kişi hayatını kaybetmiş ve 95 kişi de yaralanmıştı.

İran'ın başkenti Tahran'da İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünün ardından yas tutan insanlar, 1 Mart 2026. (Fotoğraf: Mehr Haber Ajansı/Dağıtım Xinhua aracılığıyla)

Bindiğim taksinin şoförü başını iki yana salladı. Hüznü yüzüne yansıyan şoför, 'Tahran huzur dolu bir kentti. Son iki günde olanlar hayalleri yerle bir etti' dedi usulca.

Şoför, 'Bazıları Amerikalıların fırsat getireceğini sanıyordu. İşte bak, bombalardan başka bir şey getirmediler' diye ekledi.

İran Kızılayı'nın verdiği bilgilere göre pazartesi günü itibarıyla ABD ve İsrail'in ortak hava saldırılarında 550'den fazla kişi hayatını kaybetti.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Tahran'ın merkezinde yeniden dalga dalga patlamalar duyuldu. Art arda gelen amansız patlamalar, pencereleri ve evlerin beton kolonlarını sarsarken, kederle kaplı kent direnmeye devam ediyordu.

Kaynak: RSS