CHENGDU, 15 Aralık (Xinhua) -- Yeni bir arkeolojik araştırma, en az 2.500 yıl önce Qinghai-Tibet Platosu'nun güneyinde yaşamış insanların, yüksek irtifalı bölgede yak ve sığırlardan melez ürettiğini ortaya koydu. Evcil yak ve sığırlarla yapılan melezleme uygulaması sayesinde, yakların zorlu koşullara dayanıklılığı ile sığırın et ve süt verme kapasitesini bir araya getiren melezler üretildiği öğrenildi.

Sichuan Üniversitesi, Northwest A&F Üniversitesi ve ABD'nin St. Louis kentindeki Washington Üniversitesi'nden araştırmacılar, Shannan kentinde yer alan Bangga bölgesindeki kazılardan elde edilen ve yaklaşık 2.700 ila 2.350 yıl öncesine tarihlenen 193 yak, sığır ve melezin kalıntılarını toplayıp inceledi. Arkeologlar, Bangga kazı alanında 3.000 ila 2.200 yıl öncesine tarihlenen 10.000'den fazla memelinin kalıntılarını gün yüzüne çıkardı. Bangga, deniz seviyesinden yaklaşık 3.750 metre yüksekte, büyük ölçekli ve karmaşık bir tarih öncesi taş yapı kompleksi.

İzlanda'nın Reykjanes Yarımadası'nda yanardağ patlaması başladı İzlanda'nın Reykjanes Yarımadası'nda yanardağ patlaması başladı

Genetik çalışmalar, Bangga kazı alanındaki sığırların evcil sığırlarla yaklaşık yüzde 12 ila 20 oranında genetik benzerliğe sahip olduğunu, şu anda Qinghai-Tibet Platosu'nda yaşayan yakların soylarının ise antik sığırlardan etkilendiğini ortaya koydu. Perşembe günü Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, genetik alışverişler antik Tibetlilerin o dönemde yak-sığır melezlemenin avantajlarından yararlandığını gösteriyor. Bangga kazı alanında elde edilen sığır DNA'sının, Çin'in kuzeybatısındaki daha eski ve daha düşük irtifada yetişen boğa benzeri sığırların DNA'sına benzediğini tespit eden araştırmacılar, boğa benzeri sığırların Bangga bölgesine Çin'in kuzeybatısından getirilmiş olabileceğine işaret etti. Araştırmaya göre, Bangga kazı alanında besi hayvanı yetiştiriciliğinin yanı sıra arpa ve buğday ekilmiş olması, Qinghai-Tibet Platosu'nun güneyinde yaklaşık 2.000 ila 3.000 yıl önce hayvancılıkla tarımı entegre eden çeşitlendirilmiş bir yaşam biçiminin varlığını gösteriyor. 

Editör: Şeymanur Erbay