BEİJİNG/İSTANBUL, 23 Ekim (Xinhua) -- İçinde bulunduğumuz yıl, Uzun Yürüyüş zaferinin 90., Çin ile Türkiye arasında diplomatik ilişkilerinin kurulmasının ise 55. yıldönümü. Uzun Yürüyüş'ün Çin'in tarihini ve gelişimini anlamak açısından önemli bilgiler sunduğunu belirten Türk akademisyenler ve siyasetçiler, iki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin ve halklar arası etkileşimin güçlendirilmesi çağrısında bulunuyor.

Çin'de Chongyang Festivali çeşitli etkinliklerle kutlandı
Çin'de Chongyang Festivali çeşitli etkinliklerle kutlandı
İçeriği Görüntüle

Çin Komünist Partisi (ÇKP) liderliğindeki Kızıl Ordu, Çin devrimi sırasında ağırlıklı olarak çiftçi ve işçi ailelerinden gelen askerlerden oluşuyordu. Kızıl Ordu, 1934-1936 yılları arasında Kuomintang (Milliyetçi Parti) güçlerinin kuşatmasını kırmak amacıyla 12.500 kilometreye varan bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bu tarihi yolculuk daha sonra Uzun Yürüyüş olarak anılmaya başlandı.

Çin'in doğusundaki Jiangxi eyaletine bağlı Yudu ilçesindeki Merkez Kızıl Ordu Uzun Yürüyüş Başlangıç Noktası Anıt Bahçesi, 8 Eylül 2026. (Fotoğraf: Cao Mengyao/Xinhua)

Çin ile Türkiye arasındaki kültürel etkileşimler üzerine çalışmalar yürüten Türk akademisyen Murat Tamer, Uzun Yürüyüş'ün Türkiye'de daha fazla tanınmayı hak ettiğini söyledi. Çinli entelektüellerin geçmişte Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesini yakından takip ettiğini kaydeden Tamer, Türk akademisyenlerin ise Çin tarihi ve medeniyeti üzerine araştırmalarını derinleştirdiğini belirtti.

Tamer, Uzun Yürüyüş'ün ÇKP'nin zorlukların üstesinden gelme kararlılığını, örgütlenme gücünü ve stratejik öngörüsünü ortaya koyduğunu ifade ederek bu tarihi olayın Çin'in izlediği kalkınma yolunu anlamak açısından da önemli bilgiler sunduğunu kaydetti.

Drone fotoğrafında, Çin'in güneyindeki Guangdong eyaletine bağlı Shaoguan şehrinin Renhua ilçesindeki anıt parkta yer alan Kızıl Ordu şehitleri mezarlığı görülüyor, 31 Ağustos 2026. (Fotoğraf: Deng Hua/Xinhua)

Kuzeybatı Üniversitesi'nde Türkiye üzerine çalışmalar yürüten akademisyen Zhang Xiangrong, Çin ve Türkiye'nin geçmişte zorlu koşullar altında ülkelerinin geleceğine yön vermeye çalıştığını belirtti. Birbirlerinin tarihini anlamak için iki ülkenin hem ortak deneyimlerini hem de farklı kalkınma tercihlerini göz önünde bulundurmak gerektiğini söyleyen Zhang, tarih araştırmalarının derinleştirilmesi, kültürel etkileşimlerin artırılması ve gençler arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Çin'de eğitim gören Türk öğrenciler de Uzun Yürüyüş'ün tarihinden kendi yaşamlarına yönelik dersler çıkarıyor. Bunlardan biri olan Kuzeybatı Politeknik Üniversitesi uygulamalı ekonomi yüksek lisans öğrencisi Berfin Adıyaman, Uzun Yürüyüş'ün hikayesinin zorluklar karşısında azimli olmanın önemine dair inancını güçlendirdiğini söyledi. Çin'deki eğitimi sırasında dil engeli ve memleket özlemi gibi güçlüklerin üstesinden gelen Adıyaman, iş dünyasındaki temasları ve Xi'an kentindeki bir lojistik şirketinde edindiği iş deneyimi sayesinde Çin toplumunu daha yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirtti.

Çin'in Shaanxi eyaletindeki bir üniversite kampüsünde düzenlenen Uzun Yürüyüş temalı kitap paylaşım etkinliği, 21 Eylül. (Fotoğraf: Shao Rui/Xinhua)

Adıyaman, 'İster millet ister birey olsun, zorluklarla karşılaşıldığında cesaret ve azim gerekir' dedi. Adıyaman, Çin ile Türkiye arasındaki ekonomik işbirliğinin ve gençler arasındaki etkileşimin geliştirilmesine katkıda bulunmayı umduğunu ifade etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye-Çin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu üyesi Yüksel Mansur Kılınç, Çin'in ortak refahı, insan ile doğa arasındaki uyumu ve maddi ve manevi medeniyetin eşgüdümlü gelişimini öne çıkaran kendine özgü bir modernleşme yolu izlediğini söyledi. Kılınç, Çin'in ileri teknoloji alanındaki başarılarının da Türkiye'de ilgi gördüğünü belirtti.

Merkez Kızıl Ordu'nun Uzun Yürüyüş'ünü tamamladığı yer olan Çin'in Shaanxi eyaletine bağlı Yan'an şehrindeki Wuqi ilçesi, 1 Ekim. (Fotoğraf: Zou Jingyi/Xinhua)

Bu yıl Türkiye genelinde iki ülke arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasının 55. yılı dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendiğini hatırlatan Kılınç, ekonomik ve teknolojik işbirliğinin yanı sıra medya ve kültür alanlarındaki etkileşimin de artırılması çağrısında bulundu. Kılınç, bu alanlardaki ilişkilerin geliştirilmesinin karşılıklı anlayışın güçlenmesi ve ikili ilişkilerin ilerlemesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.■

Kaynak: RSS