İSTANBUL, 28 Mart (Xinhua) -- İstanbul'un kalbindeki Pera Müzesi'nin sakin salonlarında gün ışığı, el yapımı seramik tabakların kavislerinden süzülüyor. Her biri renk cümbüşü ve karmaşık desenlerle bezeli bu eserler, uzun süre memleketi Kütahya'nın sınırları dışında pek tanınmayan usta sanatçı Minas Avramidis'in (1877-1954) dünyasını günümüze taşıyor. Osmanlı'nın halk sanatını temsil eden Kütahya seramikleri, "Olağanüstü Minas" sergisiyle hak ettiği itibarı yeniden kazanıyor.

Saraydan halkın sofrasına: Kütahya'nın özgün yolu

Türk çini sanatının iki ana damarını temsil eden İznik ve Kütahya, tarih boyunca birbirini tamamlayan, ama aynı zamanda karakter olarak da ayrışan iki farklı yol izledi. Pera Müzesi Genel Müdürü Özalp Birol, Xinhua'ya yaptığı açıklamada, "Osmanlı başkentinden ve saraydan uzak olan Kütahya, İznik'in aksine daha çok 'halk tarzı' üretimlere odaklandı" dedi.

İznik çinileri saray ve cami duvarlarını süslerken, Kütahya günlük kullanıma hitap eden tabak, kase ve fincanlarla doğrudan halkın yaşamına dokundu. Birol, "Tarihsel olarak İznik çinileri, narin işçilikleriyle kutlanmış ve Osmanlı saraylarının favorisi haline gelmişti. Büyük ölçüde günlük mutfak eşyası olarak üretilen Kütahya seramikleri ise çoğu zaman 'daha kaba' olarak değerlendirilip göz ardı edildi. Oysa Kütahya seramikleri renkleri, karakterleri ve anlattıkları hikayelerle kendilerine has, eşsiz bir güzelliğe sahiptir" ifadelerini kullandı.

Çinli enerji devleri 2026 Afrika Güneş Enerjisi ve Depolama Fuarı'nda ilgi odağı oldu
Çinli enerji devleri 2026 Afrika Güneş Enerjisi ve Depolama Fuarı'nda ilgi odağı oldu
İçeriği Görüntüle
Kütahya Çinisinin Ustası Avramidis'in Mirası Yeniden Keşfediliyor 2
Pera Müzesi'ndeki "Olağanüstü Minas" sergisindeki Kütahya çinileri, 25 Mart 2026. (Fotoğraf: Wang Kewen/Xinhua)

Kütahya çinileri İznik'in klasik kobalt mavisi, mercan kırmızısı ve turkuaz ağırlıklı paletinin ötesine geçerek çok daha geniş bir renk çeşitliliği ve figüratif zenginlik sundu. Bu canlılık, Kütahya'yı bugün sadece bir sanat merkezi değil, aynı zamanda halkın en önemli geçim kaynaklarından biri haline getiriyor.

Bir ustanın yeniden doğuşu: Minas Avramidis

1877'de Kütahya'da doğan Minas Avramidis, geleneksel çiniciliğe mitolojiyi, portre sanatını ve Batı edebiyatını taşıyan devrimci bir isimdi. En ünlü eseri olan ve Avrupa halk hikayesi Genovefa'yı tasvir ettiği dörtlü tabak serisi, inanç ve sadakat temalarını kille buluşturdu.

Minas üzerine lisansüstü araştırmalar yürüten seramik sanatçısı Özlem Çamköz, usta sanatçının önemine dikkat çekerek, "Dünyanın dört bir yanındaki koleksiyonerler Minas'ın eserleri için önemli meblağlar öderken Minas Türkiye'de yeni yeni keşfediliyor. Bu sergi, hem Minas'ın hem de Kütahya seramiğinin saklı güzelliğinin keşfedilmesi için bir dönüm noktasıdır" diye konuştu.

Frankfurt'tan New York'a: Sınırları aşan tanıtım

Kütahya çinisini dünyada görünür kılmak için yürütülen projeler meyvelerini veriyor. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı'nın Xinhua'ya yaptığı açıklamaya göre, 2025 yılında Frankfurt Türk Kültür Merkezi'nde düzenlenen kurslarla Alman kursiyerler Kütahya tekniklerini öğrenirken, aynı yıl New York Türkevi'nde açılan "Anadoludakiler: Kapıların Ardındaki Hazineler" sergisiyle Kütahya sanatı Amerika kıtasına taşındı.

Kütahya'da bugün sanat sadece korunmakla kalmıyor, dijital çağa da entegre ediliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Avrupa Birliği ve Zafer Kalkınma Ajansı ortaklığında yürütülen "Kütahya'da Dijitalleşme ve İnovasyon Ekosisteminin Geliştirilmesi" projesiyle zanaatkarlar e-ticaret, ürün fotoğrafçılığı ve sosyal medya eğitimleri alarak geleneksel desenleri dijital pazarlara taşıyor.

İpek Yolu'ndan Anadolu'ya: Çin porseleniyle kurulan estetik köprü

Boğaziçi Üniversitesi Konfüçyüs Enstitüsü Direktörü Zhou Qianwen, Kütahya çinisini Çin porselen kültüründen türeyen yerel ve çok katmanlı bir yorum olarak değerlendiriyor.

Zhou, Xinhua'ya yaptığı açıklama, "Çin porseleni, İpek Yolu aracılığıyla estetik anlayışını ve teknik bilgisini geniş coğrafyalara yayarak 'porselenin ne olduğu'na dair temel referans çerçevesini belirledi. Kütahya çinisi, bu Doğu kökenli geleneği Anadolu bağlamına taşıdı ve Osmanlı'nın çok katmanlı yapısı içinde yeniden yorumladı. Çin porseleninin renk ve kompozisyon ilkelerini korurken, İslam sanatına özgü geometrik düzenler ve rumi-hatayi gibi bitkisel motiflerle birleşerek özgün bir görsel dil geliştirdi" ifadelerini kullandı.

Kütahya çinisinin, Doğu ile Batı arasında kurulan bir estetik köprü olduğunu belirten Zhou, "Bu karşılaşma süreci, porselen sanatının farklı coğrafyalarda yeni anlamlar kazanmasına ve daha zengin bir estetik çeşitliliğe ulaşmasına imkan tanıdı" dedi.

İpek Yolu'ndan geleceğe

Asya'nın kadim porselen geleneğiyle İpek Yolu üzerinden kurulan bağ, bugün Kütahya'da modern teknikler ve evrensel hikayelerle yaşamaya devam ediyor. Şehir, aynı zamanda UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ilan edilen Sıtkı Olçar, Mehmet Gürsoy ve Hamza Üstünkaya gibi dev isimlerin mirasını taşıyor. Bu ustaların yetiştirdiği yeni kuşaklar, sanatı modern dünyayla buluşturuyor.

Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu köklü geleneği kutlamak için Eylül 2026'da Kütahya'da geniş kapsamlı bir "Yaşayan Miras Festivali" düzenleyecek. Tarihi Germiyan Sokak'taki atölyelerden Türkiye'nin ilk Çini Müzesi'ne kadar tüm şehir ziyaretçilere bu kadim sanatı deneyimleme fırsatı sunacak.■