NEVŞEHİR, 7 Ağustos (Xinhua) -- Türkiye'de üniversite tercih dönemi tüm yoğunluğuyla devam ederken, Türkiye ile Çin arasında gelişen turizm, akademik ve kültürel ilişkiler gençlerin Çince eğitimine olan ilgisini artırıyor.
Kapadokya'nın merkezinde bulunan Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, öğrencilerine sınıfta öğrendikleri Çinceyi bölgedeki Çinli turistlerle doğrudan iletişim kurarak geliştirme fırsatı sunuyor. Öğrenciler ile sayıları her yıl artan Çinli ziyaretçiler arasındaki bu etkileşim, iki ülke arasındaki kültürel bağların güçlenmesine de katkı sağlıyor.
Üniversitenin Çin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sema Gökenç Gülez, Xinhua'ya yaptığı açıklamada, 2021 yılında öğrenci kabul etmeye başlayan bölümün geçen yıl ilk mezunlarını verdiğini, kontenjanların ise her yıl tamamen dolduğunu söyledi.
Kapadokya'nın bölüm için önemli bir avantaj sunduğunu belirten Gülez, 'Üniversitemiz Kapadokya'nın merkezinde bulunuyor. Çinli turistlerin Türkiye programlarının vazgeçilmez duraklarından biri olan bölgede her mevsim Çinli ziyaretçilerle karşılaşmak mümkün. Bu sayede öğrencilerimiz derste öğrendikleri Çinceyi çeşitli turizm destinasyonlarında kullanarak sınıf dışında da birebir iletişimle geliştirme imkanı buluyor' dedi.
Peribacaları, sıcak hava balonları ve tarihi kaya yerleşimleriyle tanınan Kapadokya, her yıl çok sayıda Çinli ziyaretçiyi ağırlıyor. Akademisyenlere göre bu hareketlilik, turizm sektöründe Çince bilen personele duyulan ihtiyacı da artırıyor.
Bölüm müfredatının bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirildiğini belirten Gülez, 'Turizm bölgesi olduğumuz için müfredatımızda Turizm Çince'si dersi bulunuyor. Ayrıca profesyonel turist rehberleri eşliğinde uygulamalı geziler düzenliyoruz. Mezunlarımızın bir bölümü de Çince turist rehberi oluyor' ifadelerini kullandı.
Gülez, bölüm öğrencileri için turizm sektörünün yanı sıra ticaret alanında da önemli kariyer fırsatları bulunduğunu söyledi. Bölümde Ticaret Çincesi derslerinin de verildiğini dile getiren Gülez, mezunların kamu kurumlarında ve özel sektörde çalışma imkanı bulduğunu söyledi.
Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin gelişmesinin öğrencilerin tercihlerini de etkilediğine işaret eden Gülez, 'Öğrencilerin Çinceyi tercih etme nedenlerinin başında Türkiye-Çin ilişkilerinin gelişmesi ve kariyer fırsatları geliyor. Hem özel sektörde hem de kamuda geniş iş imkanları bulunuyor. Çince bilen insanlara büyük ihtiyaç duyuluyor' dedi.
Üniversitenin Çin'deki yükseköğretim kurumlarıyla yakın işbirliği yürüttüğünü belirten Gülez, bazı öğrencilerin mezun olmadan önce bir yıl süreyle burslu olarak Çin'de eğitim gördüğünü, ayrıca Türkiye'de faaliyet gösteren Konfüçyüs merkezleriyle ortak çalışmalar yürüttüklerini söyledi.
'Öğrencilerimizi birer kültür elçisi olarak yetiştiriyoruz' diyen Gülez'e göre mezunlar, farklı sektörlerde istihdam edilmenin yanı sıra Türkiye ile Çin halkları arasındaki kültürel anlayışın gelişmesine de katkı sağlıyor.
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Semih Aytekin ise üniversitenin Çin çalışmaları alanındaki akademik kapasitesine dikkat çekti.
Türkiye'de Çin Dili ve Edebiyatı bölümünün çok az sayıda üniversitede bulunduğunu hatırlatan Aytekin, üniversitenin hem basılı hem de dijital Çince kaynaklar bakımından Türkiye'nin en güçlü koleksiyonlarından birine sahip olduğunu belirtti.
Aytekin, 'Türkiye'deki en zengin kütüphaneye sahip bölümlerden biri bizde. Aynı zamanda en güçlü akademik kadrolardan birine ve Çin üniversiteleriyle en yaygın işbirliği ağına sahip üniversiteler arasında yer alıyoruz' dedi.
Akademik işbirliğinin her iki ülkeye de katkı sağlayacağını vurgulayan Aytekin, 'Dünya büyük bir köye dönüştü. Çin ve Türk üniversitelerinin birbirlerinden öğreneceği çok şey var' ifadelerini kullandı.
Akademisyenlere göre, son yıllarda artan Çinli turist sayısı ile Türkiye ve Çin arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesi, Çince bilen insan kaynağına duyulan ihtiyacı artırırken, Kapadokya'da eğitim gören gençler de üniversiteler arasındaki işbirlikleri ve kültürel değişim programlarının katkısıyla iki ülke arasındaki kültürel ve beşeri bağların güçlenmesinde önemli rol üstleniyor.■
