Dil kültürle büyüyen esnek bir yapı olduğu için, kültürümüzdeki bazı geleneklerin dilimize yansıması da kaçınılmaz bir durumdur. Bu sebeple içinde doğa kelimeleri geçen pek çok deyim, atasözü ve birleşik kelimeler türemiştir. Doğa kültleri arasında en yaygın bilinen ve günümüzde bazı ritüellerde de güncelliğini koruyan; sıkça deyim, atasözü ve birleşik kelime türettiğimiz kült ise “Su Kültü”dür. Dolayısıyla, Türk ve Çin kültüründeki su kültünü karşılaştırmak ve dildeki su kelimesi içeren deyimleri, atasözlerini incelemek, hem iki ülkenin kültürünü ve dilini anlamaya yardımcı olacağı gibi, hem de kültürün dil üstündeki hakimiyetini kavramamıza da yardımcı olacaktır.
Türkçe ve Çincede “Su” Kelimesinin Kökeni
-
Çincede “Su” Kelimesinin Kökeni
Antik Çincede su “水” (shuǐ) kelimesi ilk olarak “Kehanet Kemiği Yazısı”nde《甲骨文》 (jiǎ gǔ wén) geçmiştir.Akan nehirden esinlerek kelime ilk olarak şu şekilde yazılmıştır:
Daha sonra zaman içinde “水” (shuǐ) kelimesi günümüzde kullanılan halini almıştır. Kelimenin anlamı ise ilk olarak Çince’nin gelişmesinde büyük rol oynamış 说文解字 (shuō wén jiě zì ) ve 释名 (shì míng) kitaplarında şu şekilde geçmektedir: “Su, standart, ölçü, denge.”
Çin Kültüründeki su kültünü göz önüne aldığımızda, su kelimesini tanımlarken standart ve denge kelimelerinin kullanımı oldukça önemlidir. Örneğin bir diğer eserde 淮南子 · 天文训 (huái nán zǐ, tiān wén xùn) su kelimesi şu şekilde geçmektedir: “积阴之寒气为水,水气之精者为月。” Türkçeye şu şekilde çevrilebilir: Yoğunlaşmış yin enerjisinin soğuk hava ile suya dönüşmesi, su enerjisinin özünün aya dönüştürür. Burada “su” hem “yin” enerjisi (阴) ile bağdaştırılmış, hem de “ay” simgesiyle (月) beraber kullanılmıştır. Su kültünün kelime tanımı yapılırken de oldukça etkili olduğunu görüyoruz.
-
Türkçede “Su” Kelimesinin Kökeni
Türkçedeki “su” kelimesi en az değişime uğramış sözcüklerden biridir. Ufak tefek harf değişiklikleri dışında kelime geçmişten günümüze olduğu gibi gelmiştir. Böylelikle “su” kelimesi kökeni oldukça eskiye dayanan Türkçe kelimelerden biridir. Tarihçilere göre su kelimesinin günümüz Türkçesindeki ilk kullanımı Orhun Yazıtlarında yani Göktürkler (552-744) zamanındadır. Fakat kelimenin kullanımı Göktürk öncesi İskitlere (MÖ 645-617) kadar dayanmaktadır. Türk kültüründe de su kelimesinin kökeninin su kültünün oluşmasıyla başladığını söyleyebiliriz. Göktürkçede su kelimesi “sub” şeklinde yazılmıştır. Daha sonra “b” harfi düşmüş, günümüzdeki gibi “su” şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Karahanlılar (840-1212) dönemine ait yazıtlarda “sug” şeklinde yazılmıştır. Ünlü Türkolog Radloff ise Altay Türklerinin de “sug” kelimesini kullandığını belirtmiştir. En eski Türkçe sözlüklerden biri olan Divân-ı Lügati't-Türk ve siyasetname türünün ilk örneği olan Kutadgu Bilig'de su kelimesi “suv” şeklinde kaydedilmiştir. Eserlede su kelimesi genel olarak kendi anlamıyla beraber temizlik, denge anlamlarında da kullanılmıştır. Türk kültüründeki su kültüyle birbirine oldukça yakın şekilde tanımlanmıştır. Su kelimesi ayrıca tür ismi olarak “ırmağın” karşılığı olarak da kullanılmıştır. Örneğin, Oğuz Kağan Destanında: “İdilnin sugıdın neçük keçer biz” , “İtil’in suyunu nasıl geçeriz.” burada bahsi geçen su ırmaktır.
Çin ve Türk Kültüründe Su Simgesi
-
Çin Kültüründe “Su Simgesi”
Çin kültüründeki su simgesi temel beş elementten biridir. Su simgesi yönlerden kuzeyi, renklerden siyahı ve ay (月) enerjisi yani “yin” (阴) enerjisini simgelemektedir. Geceyi temsil ettiği de düşünülen su simgesi, aynı zamanda ateş simgesinin zıttı olarak dişil ilkeyi de temsil etmektedir. Buna karşılık olarak da ateş simgesi eril ilkeyi yani yang enerjisini (阳), yönlerden de güneyi temsil etmektedir.
1.2. Efsanelerde “Su Simgesi”
Çin kültüründeki su simgesinin bu kadar önemli olmasının en önemli sebeplerinden biri de Çin toplumunun tarım kültürüne dayalı olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin, Çin kültüründe Sarı Nehrin bir diğer adı "Ana Nehir" (母亲河, mǔ qīn hé)’dir. Bu nedenle de su ile ilgili efsaneler de genellikle Sarı Nehirde geçmektedir. Konuları da genellikle tarımı veya suyu kontrol etmekle alakalıdır. Halk arasında en popüler olan iki efsane “Büyük Yü'nün Suyu Kontrol Etmesi” (大禹治水, Dà Yǔ zhì shuǐ ) ve “Gong Gong'un Suyu Kontrol Etmesi” (共工治水, Gòng Gōng zhì shuǐ) de en eski örnekleridir. Bu efsane aynı zamanda Çin kültüründeki doğa kültlerinin önemini en güzel anlatan örneklerden biridir.
Gong Gong aslında kaynaklarda su tanrısı olarak geçmektedir. Dolayısıyla özellikle Sarı Nehir etrafında geçen efsanelerin çoğunda Gong Gong baş kahramandır. Aslında Çin kültüründe su simgesi genellikle kadın figürüyle ilişkilendirilmiştir. Çin kültüründe efsanelere konu olmuş su tanrıçaları çoğunluktadır. Bu tanrıçalar daha ruhani özelliklere sahip iyileştirme, bereket gibi güçleri vardır. İnsani özellikleri daha azdır. Fakat Gong Gong tanrı olmasına rağmen öfkesine yenik düşüp yanlış kararlar alabilecek kadar insani özellikleriyle çıkar karşımıza.
Sarı Nehirde yaşanan taşkınlar çevre halkı perişan etmiş vaziyettedir. Hasat zamanı bütün ekinlerini su taşkınlarında kaybeden halk kıtlıkla karşı karşıyadır. Ayrıca Gong Gong’un başarısız suyu kontrol etme girişimleri taşkınları daha şiddetli hale getirmiştir. Doğayla girdiği her mücadele de doğa daha şiddetli bir karşılık vermiştir. Suya sürekli müdahale etmeye çalışması yani doğaya karşı verdiği savaş aynı zamanda karanlık güçleri de uyandırmış, küçük çocukları ve yaşlıları yiyen korkunç canavarlar ortaya çıkmıştır.
Gong Gong daha çok sinirlenmiş ve ona karşı çıkan tanrılara da savaş ilan etmiştir. Savaşı kaybedince de kafasını öfkeyle 不周山 (bù zhōu shān)’a vurmuş bu sert çarpışmadan dolayı su, toprak ve gök yarılmıştır. Bu yarılmadan sonra su daha da kontrolsüz taşmaya başlamış daha çok canavar ortaya çıkmıştır. Halk ise felaketlere karşı birlik olarak çözüme ulaşmıştır. Önce tapınaklar inşa edip canavarlardan kurtulmuş, sonra da suyun akışına göre düzgün setler çekerek ve tarımı doğayla uygun hale getirerek su taşkınlarından kurtulmuştur.
Burada su simgesi eğer kendi doğal akışında düzgün bir şekilde kontrol edilmezse, tüm doğa elementlerinden daha tehlikeli sonuçlara sebebiyet verebileceği anlatılmaktadır. Doğayla girilen her savaşta kazananın mutlaka yine doğa olacağının epik anlatımıdır.
-
Türk Kültüründe “Su Simgesi”
İslamiyetten önceki Türk kültüründe, Türkler Gök Tanrıcılık ve Şamanizm’ e inandıkları için, doğa kültleri onlar için çok önemliydi. Her bir doğa unsurunun ruhu olduğuna inanılırdı. Hatta, insanların doğaya karşı davranış biçimlerine göre, doğa tanrılarının da insanlara karşı tutumları değişkenlik gösterirdi. Türkler su tanrısı olan “Ak Ana”ya oldukça saygı duymuşlardır. Hatta ülkelerini koruduklarını düşündükleri Ak Ana’nın “kutsal suyu”nu ve “kutsal toprak”ını korumak hükümdarın başlıca göreviydi. Eğer hükümdar bu alanları layıkıyla koruyamazsa, halkın çeşitli felaketlerle karşı karşıya kalacağını inanırlardı. Göktürk Yazıtlarına göre, açlık ve sussuzluktan korunmak için Ak Ana’nın hükümdarı seçmesini dilerlerdi. Çünkü Ak Ana’nın seçeceği hükümdar koruma içgüdüsü en yüksek olan kişinin seçileceği anlamına geliyordu.
2.1. Efsanelerde “Su Simgesi”
Altay yaratılış mitolojisi, Türk dünyasının en önemli mitlerinden biridir. Bu efsanenin Verbitskiy’nin derlediği versiyonunda suyun çok önemli bir yeri vardır. İnsanlar henüz yaratılmadan önce dünyada sadece su ve toprak bulunuyordu. Tanrı Ülgen, suyun üzerinde uçuyordu ve bir süre sonra su kenarındaki bir taşın üzerine oturdu. Tanrı Ülgen, suda yaşayan Ak Ana ile konuştu. Ak Ana, Tanrı Ülgen’e gökyüzünü yaratması gerektiğini söyledi:
“Yaratmak istiyorsan, sen de bir şeyler Ülgen,
Yaratıcı olarak, şu kutsal sözü öğren!
De ki hep, ‘Yaptım oldu!’ Başka bir şey söyleme!
Hele yaratır iken, ‘Yaptım olmadı!’ Deme!”
Ak Ana, Tanrı Ülgen’e önce insanları yaratmasını emretti. Tanrı Ülgen, Ak Ana’nın yaşadığı suların derinliklerine daldı ve biraz toprak çıkardı. Toprağın üzerinde çamur vardı. Tanrı Ülgen, bu çamurdan bir figür yaptı ve bu figüre Erlik adını verdi. Daha sonra Ak Ana, Tanrı Ülgen’e tekrar suya dalarak biraz daha toprak çıkarmasını söyledi. Tanrı Ülgen, bu toprakla gökyüzünü yarattı.
Bu efsanede su önemli bir doğal unsur olarak sembolize edilmiştir. Su burada Ak Ana’nın yaşadığı yer olduğu için saflığı temsil eder. Tanrı Ülgen’in de ancak Ak Ana’nın yaşadığı saf sudan insanı ve göğü yaratabilecek olması anlamına gelir. Dolayısıyla Tanrı Ülgen aslında en güçlü varlık olmasına rağmen, yalnızca Ak Ana’nın yardımıyla yaratımı tamamlayabilir. Türk kültüründe Ak Ana’nın dolayısıyla suyun özel bir simge olması da buradan gelir. Su, Ak Ana’nın sembolü olduğu için de saflığı, bilgeliği temsil eder. Eski Türkler, Ak Ana’nın su ile ülkeyi kutsadığına inanırdı. O sudan içenlerin de sonsuz bilgelik kazanacağı düşünülürdü. Bu nedenle, dönemin insanları Ak Ana’yı memnun etmek için kırmızı şarap, kuzu ve değerli taşlar (yeşim taşı,firuzan taşı, ay taşı) gibi adaklar verirlerdi.
“Su Simgesi”nin Dile Yansımaları
Çincede “su” içeren deyimler genellikle geri alınamayacak durumları, sözleri, yakın arkadaşlıkları ve zamanın hızını ifade eder. “Su” ayrıca sıklıkla “dağ” ve “ateş” gibi diğer iki doğa unsuru ile birlikte kullanılır. Su ve ateş, birbirine zıt doğa unsurlarıdır. Bu yüzden “ateş” ile birlikte kullanılan “su” içeren deyimler, genellikle iki şeyin veya kişinin farkını ve tehlikeli durumları ifade eder. “Dağ” ile birlikte kullanılan “su” içeren deyimler ise iki anlam taşır: Zorlu ve uzak yerler, ikincisi ise güzel manzaralardır.
Çincede “su” ile en çok kullanılan hayvan simgeleri “balık” ve “at”tır. Su ve balık arasında sıkı bir ilişki vardır; doğanın işleyişine göre su olmadan balık yaşayamaz. Balıkların miktarı ise çevrenin zenginliğini temsil eder. Bu yüzden “balık” ile birlikte kullanılan “su” deyimleri, iki kişi arasındaki yakın ilişkiyi ve bolluk bereketi temsil eder. “At” ile birlikte kullanılan deyimler ise iki anlam taşır: İnsanların fazla olduğu, ulaşımın zor olduğu yerleri; ikincisi ise ayrılmış çiftler arasında geri döndürülemez ilişkiyi ifade eder.
Türkçe’de “su” içeren deyimler genellikle kadının güzelliğini, zamanın hızla geçmesini, bir şeyin boşa harcanmasını, bir şeyden vazgeçilmesini ve ekonomik kaynakların hızla tükenmesini ifade eder. Türkçe’de “su” ile en çok kullanılan hayvan simgelerinden biri de Çincede olduğu gibi “balık”tır. Bu deyimler genellikle insanı şaşırtan durumları ifade eder. İkinci en sık kullanılan kelime ise “sel”dir. Bir kişinin çok güçlü bir hafızası olduğunu veya çok akıcı bir şekilde konuştuğunu belirten deyimlerdir.
Örneğin, Türkçede “su” ile birlikte kullanılan “dağ”, “ateş” ve “at” gibi simgeler içeren deyim bulunmamaktadır. Ancak “sel” ile birlikte kullanılan farklı anlamlar taşıyan deyimler vardır. Örneğin, Türkçedeki “Sular seller gibi” deyimi, birinin ezberinin çok güçlü olduğunu ifade ederken, Çince’deki “洪水横流” (hóng shuǐ héng liú) deyimi, kötülüğün yayılmasını veya düzenin bozulmasını ifade eder.
Hem Türkçe hem Çincede “balık” ile birlikte kullanılan “su” deyimleri oldukça fazladır. Çincede “balık” ile kullanılan deyimler genellikle iki kişi arasındaki yakın ilişkiyi ifade eder. Örneğin, “鱼水之情” (yú shuǐ zhī qíng), insanların birbirine çok bağlı olduğu bir ilişkiyi ifade eder. Türkçede ise “Sudan çıkmış balığa dönmek” deyimi, insanı şaşırtan veya hazırlıksız bırakan durumları anlatır.
Türkçedeki “Su gibi” ifadesi iki farklı anlama gelir. Birincisi, Çince’deki “出水芙蓉” (chū shuǐ fú róng) deyimine karşılık gelir ve güzel kadınları tanımlamak için kullanılır. İkincisi ise Çincedeki “清汤寡水” (qīng tāng guǎ shuǐ) deyimine denk gelir ve tatsız yemekleri ifade eder.
Su simgesi, Çin ve Türk kültürünün en önemli simgelerinden biri olması sebebiye kültürel anlamı oldukça derindir. Böylesine yüksek kültürel derinliğine sahip olan bir simgenin de dile yansımasındaki benzerlik ve farklılıkların incelenmesi de kaçınılmazdır. Çin kültüründeki su simgesi dile çoğunlukla olduğu gibi yansırken, Türk kültüründeki su simgesinin dildeki yansımaları bazı farklılıklar göstermektedir. Bu durumun başlıca sebebi ülkelerin kendi kültürünü sahiplenmekteki ve analiz etmekteki farklılıklardan kaynaklanıyor olabilir. Ama genel bir perspektiften baktığımız zaman, su simgesinin kültürdeki anlamının iki ülkenin dil gelişimi ile paralel gittiğini söylemekte mümkündür. Kültür ve dil birbirini besleyen iki kavram olduğu için, bu iki kavramın beraber analiz edilmesi hem bu paralleliği görmemiz açısından, hem de iki ülkenin ortaklık ve benzerliklerini kıyas yapmamız açısından odukça önemlidir. Böylelikle kendi kültürümüzü daha iyi anlamakla beraber, diğer kültürlere de daha geniş bir açıdan bakmış oluruz.
Yazının daha ayrıntılı halini okumak için “QinJie ile Güzel Doğu” sayfasını ziyaret edebilirsiniz:
https://qinjieileguzeldogu.com
Instagram: qinjie_cince
Kaynakça
-
北京语言学院编.成语故事选[M].华语教学出版社,1989。
-
北京语言学院编.成语故事选.华语教学出版社,1989。
-
中国社会科学院语言研究所词典编辑室、新华辞书社.新华字典(第12版)[M].商务印书馆,2020。
-
中华思想文化术语传播工程专家团队.中华思想文化术语(第一辑).外语教育与研究出版社,2015。
-
孟红.浅谈汉英语言中与“水”有关的习语的文化内涵及翻译[J].语文学刊(外语教育与教学),2009,No.295(05):85-86。
-
商务印书馆辞书研究中心.新华成语词典(第2版)[M].商务印书馆,2015。商务印书馆辞书研究中心.新华成语词典(第2版).商务印书馆,2015。
-
商务印书馆辞书研究中心修订.古代汉语词典(第2版)[M].商务印书馆,2014。
-
龙仕平.从《说文·水部》看我国古代水利之兴替[J].江西科技师范学院学报,2006(01):103-106。
-
王米雪. 《山海经》版本研究[D].长江大学,2020。
-
谭德兴.试论共工神话传说的历史和文化内涵[J].毕节学院学报,2011,29(10):61-67。
-
钟巧玲.试论中国洪水神话.新世纪论丛,2006(03):131-132+142。工程专家团队.中华思想文化术语(第一辑).外语教育与研究出版社,2015。
-
Bahaeddin Ögel. Türk Mitolojisi I-II[M]. Milli Eğitim Basımevi, 1971:85。
-
Hüseyin Namık Orkun. Eski Türk Yazıtları[M]. Türk Dil Kurumu Yayınları, 1994。
-
İbrahim Kafesoğlu. Türk Milli Kültürü[M]. Boğaziçi Yayınları, 1995。
-
Mehmet Hengirmen. Deyimler Sözlüğü[M]. Engin Yayinevi, 2007。
-
Muharrem Ergin. Dede Korkut Kitabı I-II[M]. Devlet Kitapları, 1971。
-
Ömer Asım Aksoy. Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü[M]. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları, 1988。
-
Tuncer Gülensoy. Türkiye Türkçesindeki Türkçe Sözcüklerin Köken Bilgisi Sözlüğü I-II[M]. Türk Dil Kurumu Yayınları, 2007。
-
Turgay Kabak, Fatih Köksal. Yazılı Kaynaklar ve Anlatılar Işığında Türk Mitolojisi[M]. Çanakkale: Paradigma Akademi Yayın Dağıtım, 2021。
-
Wolfram Eberhard. Çin Simgeleri Sözlüğü[M]. Kabalcı Yayınevi, 2000:293。
Ekin YEŞEREN
爱勤